Beyaz kumsallarıyla gözümüzde canlanan Maldivler snorkel ve dalış içinde cennet adeta. Bulunduğumuz ada geniş, uzun kumsallara sahip olması güneşlenmek ve yürüyüş için birebir olsa da snorkeling için olumsuz bir durum oluşturuyor. Balıklar ne yapsın beyaz kumu? Onların beslenmesi için mercanlara, diğer deniz türlerine ihtiyacı var. Taş, kum ile kim doymuş?
İlk snorkel yaptığımda ince uzun kılıça benzer gövdeleri ile kılıç şeklindeki balıklar ile restaurant akvaryumlarımda göreceğimiz türlerden 10-15 farklı çeşit balık görebilmiştim.
Daha fazlası için tek alternatif tekne ile rengarenk balık ve mercanların olduğu bölgelere gidip oralarda snorkel yapmaktı. Birçok farklı alan var, kimisi vatuz, kimisi kablumbağa, kimisi köpek balıkları ile ünlü olan bu alanlar, hem dalış hem de snorkel için uygun alanlar.
Tekneden inip gözlüklerinizle suyun altına baktığınızda o hayel ettiğiniz akvaryumla karşılaşıyorsunuz. Envai çeşit canlı.
Görebildiklerimden sadece bir demet...
O ilk snorkel yaptığımda, pek canlı yok dediğim yerde gelmeden önceki gün tekrar snorkel yaptım. Bu sefer daha dikkatli izliyordum. Sol taraf yosunlar, sağ taraf ise okyanusun onlarca metre içerilerine kadar ilerleyen kum yığından oluşan bir tepe, arada bir vadiden ilerlerken boyları 1 metre uzunluğunda kılıç balığını takip ettim. Kimisi tek renk kimisi ise baklava dilimi gibi açık koyu katmanlardan oluşan deriye sahiptiler. Sonra birden bir yılan gördüm, yosunların yasında bembeyaz haliyle ilerliyordu. Her ne kadar deniz canlılarının zararsız olduklarını bilsem de, yılan her yerde yılan.
Sonra kumlar üzerinde bir hareketlilik gördüm, yatay el genişliğinde ince bir balık üzerindeki benekler ile kumun üzerindeki deniz kabukları gibi, o kadar güzel adapte olmuş ki, kumdan ayırt etmek neredeyse imkansız, bir kez gözden kaçılınca tekrar bulamadım zaten.
Onun aksine olabildiğince şişman balon gibi balıklar var bir de. Sanki hantal bedenleri nedeniyle onları yakalamak kolay sanıyorsun ama ne çare!
Az geride yine yosunlar içinde kol kalınlığında yatan bir şey gördüm. O kadar uzundu ki; bir anakonda yılanını andırıyordu. Sanırım 2-3 metre uzunluğunda. Sonra ağzını gördüm, yeraltı canavarı serisini çekenler bu canlıdan esinlenmiş olmalı. Hem büyüklüğü, hem yılana benzer şekli hem de ağzıyla gerçekten ürkütücü bu canlı sudan çıkmama neden oldu. Oradaki yerlilere sordum, zararsız dediler yine de tekrar bakmaya pek cesaret edemedim. Sea cucumber dediler adına, resimlerine baktım internetten. Ağzı ve şekli biraz benzese de , benim gördüğüm gerçekten çok çok uzundu.